• Tülay'ın Atkısı

    Kuyruklu bir yıldız: Whistlejacket

    Henüz yirmi altı yaşında gencecik bir ressam olarak aldığı önemli sipariş Rembrandt için büyük bir heyecan sebebiydi. Yeni geldiği Amsterdam’da cerrahlar loncasının bu isteği ona gelecek yıllarda birçok başka önemli siparişin kapılarını açacaktı. Yenilikçi bir kompozisyon anlayışıyla ele aldığı bu ilk grup portresinde Rembrandt, Dr. Nicolaes Tulp’ü kadavranın sol kolundaki kasları kaldırarak bunların neden olduğu hareketleri kendi sol eli ile dersi dinleyen diğer cerrahlara gösterken betimlemiştir. Anatomi çalışmaları insan vücunu bilmenin, anlamanın en önemli yollarından biriydi ve yüzyıllar boyunca bilim insanları kadar sanatçılar için de büyük öneme sahip olmuştur. Her ne kadar Rembrandt, Leonardo da Vinci, Michelangelo ya da Albrecht Dürer gibi bizzat kendisi diseksiyonlar (teşrih) gerçekleştirmemiş olsa da, kişisel…

  • Tülay'ın Atkısı

    St. Hubertus Av Köşkü

    Çoğumuz seyahatlerimizde gideceğimiz yerlerdeki önemli yapıları görmek üzere listemize not düşeriz. Belirli sebeplerden bu yapların önemi vardır. Mimarının çılgınlıkları, yüzyıllara meydan okuyuşu, estetik açıdan bize cazip gelmesi, büyüklüğü ya da küçüklüğü, ailevi sebepler, dini sebepler, duygusal sebepler, sebepler, sebepler… Mimari, hayatımızın tam da merkezinde yer alan bir sanat türü. Son birkaç on yılda hızlı yapılaşmanın hayatımıza kattığı olabildiğince çirkin ve ruhsuz yapılardan tabii ki bahsetmiyorum ancak hayatımızı güzelleştiren ve varlığından mutluluk duyduğumuz niceleri de yok değil. Dünyanın en önemli Van Gogh resimleri koleksiyonlarından birine sahip olan Kröller-Müller Müzesi’ne (Patates Yiyenler, Café Terrace at Night, Pont de Langlois gibi resimler buradadır) yıllardır istediğim ziyaretimi yakın zamanda -hem de kısa aralıklarla iki…

  • Tülay'ın Atkısı

    Chagall’ın ışıklı oyunu

    Geçen yaz yolum Fransa’nın Metz kentine düştüğünde elbette kentin en etkileyici yapılarından birisi olan St. Etienne Katedrali’ni de ziyaret ettim. Dünyanın en yüksek sahınlı kiliseleri arasında bulunan bu görkemli yapı Tanrı’nın Feneri olarak da anılır. Bunun en önemli sebeplerinden birisi, yapıyı dört bir yandan kuşatan rengârenk vitraylarıdır. Bu vitraylardan ilki on dördüncü yüzyıla tarihlenirken en son yirminci yüzyılda da eklenenleri olmuş. Bir yapının çağlar boyunca nasıl yaşadığına, değiştiğine, nefes aldığına tanık oluyoruz bu şekilde. Rengârenk, göz alan camların arasında gezerken tanıdık bazı figürlere ve renk kullanımlarına rastladım. Oldukça modern görünen vitrayları kimin tasarladığını öğrenmek için tanıtıcı levhaya bakınca yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi. Mavileri, kırmızıları, gökyüzünde süzülen insanları, bedene ters…

  • Tülay'ın Atkısı

    Yurdumu bulduğuma inanıyorum

    Geçenlerde aklıma düştü bu fotoğraf. Bir arkadaşıma yollamak istemiş, bulamamıştım çektiğim yığınlarca fotoğraf içerisinde. Dün akşam karşıma çıkınca sevindim. Bir buçuk yıl öncesine tarihleniyor bu kare esasında. Daha önce niye paylaşmamışım bilemiyorum. Bazen o kadar fazla şey görüyor ve biriktiriyorum ki, ne yazsam ne zaman paylaşsam derken yapmayıveriyorum. Ama yapmalıyım, biliyorum. Hollanda küçük bir ülke, bahsetmiştim daha önce, ama her köşesinde ilginç müzeler, müze evler, tarihi yapılar, değirmenler, korunmuş doğal alanlar, yeniden canlandırılan eski çiftlikler var. En ufak bir köy, en sapa yol bile süprizlerle dolu bu minik memlekette. Bir önceki yaz sevdiklerimle yollara dökülmüşken Hollanda’nın kuzey doğusundaki Drenthe’ya vardık. Büyüleyici bir doğası olan bu bölgede görülecek birçok şey arasında,…

  • Tülay'ın Atkısı

    Güneşli günlerde evdeyken

    Hepimiz bugünlerde evlerimizde karantinadayken havaların bu kadar güneşli ve hatta ılık olması şaşırtıcı (evet Hollanda’da durum bu). Onca karanlık günden sonra tam da bisikletimize binip güzel günlerin tadını çıkartacak, sepetimize sandviçlerimizi doldurup su kenarında piknik yapacak ya da uzun uzun yürüyüşlere çıkacakken “olacak iş mi bu!” diye düşünmeden edemiyoruz belki de. Ancak çalışmak zorunda olan o kadar çok insan varken hayıflanmamamız lazım; canını ortaya koyan onca insana saygımızdan hiç değilse bakış açımızı değiştirmekte fayda var. Bu olanlar aslında öğretiyor ki hayatta hobilerimiz olmalı; kendimizle baş başa kaldığımızda yalnız hissetmeden, bunalmadan saatlerimizi geçirebileceğimiz uğraşlarımız olmalı. Kolay değil elbet, tüm zamanını evde geçirmeye alışık, evden çalışan ya da içe dönük insanlar için…