Tülay'ın Atkısı

Kuyruklu bir yıldız: Whistlejacket

Henüz yirmi altı yaşında gencecik bir ressam olarak aldığı önemli sipariş Rembrandt için büyük bir heyecan sebebiydi. Yeni geldiği Amsterdam’da cerrahlar loncasının bu isteği ona gelecek yıllarda birçok başka önemli siparişin kapılarını açacaktı. Yenilikçi bir kompozisyon anlayışıyla ele aldığı bu ilk grup portresinde Rembrandt, Dr. Nicolaes Tulp’ü kadavranın sol kolundaki kasları kaldırarak bunların neden olduğu hareketleri kendi sol eli ile dersi dinleyen diğer cerrahlara gösterken betimlemiştir. Anatomi çalışmaları insan vücunu bilmenin, anlamanın en önemli yollarından biriydi ve yüzyıllar boyunca bilim insanları kadar sanatçılar için de büyük öneme sahip olmuştur. Her ne kadar Rembrandt, Leonardo da Vinci, Michelangelo ya da Albrecht Dürer gibi bizzat kendisi diseksiyonlar (teşrih) gerçekleştirmemiş olsa da, kişisel koleksiyonunda birçok anatomi çizimine ve çeşitli sıvılar içinde korunan vücut parçalarına sahipti. Rembrandt’tan yaklaşık yüz yıl sonra dünyaya gelen bir başka ressam daha anatomiyle yakından ilgilenecek ve bizzat kendisi de diseksiyonlar gerçekleştirecekti -atlar üzerinde; bu ünlü İngiliz ressam George Stubbs’tı.

George Stubbs (1724-1806) Liverpool’da dünyaya gelmiş ve küçük yaşında çizim yeteneği olduğu anlaşılmıştı. Bir tanıdığı ona evde çizim çalışmaları yapsın diye bazı hayvan kemikleri ödünç vermişti. Onlu yaşlarında her ne kadar yanında çırak/öğrenci olduğu Hamlet Winsanley ile birlikte Derby Dükü’nün malikânesindeki her tür resmi kopyalamaktan sorumlu da olsa, o en çok hayvan resimleri yapmayı sevmişti. Doğaya sadık ve doğadan ilhamını alarak resim yapmak onun için her şeyin önünde geliyordu.

Eclipse’in İskeleti ve George Stubbs’ın Portresi, Mauritshuis. Foto: T.Kazancı, Şubat 2020.

York kentine taşındıktan sonra oradaki hastanede insan anatomisi dersleri almaya başlayan sanatçı daha sonra kendisi de anatomi dersleri vermiş ve çeşitli anatomi kitaplarının resimlenmesinde çalışmıştı. Anatomi kitaplarındaki bu çizimler diğer bilim insanları için olduğu kadar tıp öğrencileri ve sanatçılar için de paha biçilmez kaynaklardı. York hastanesindeki çalışmaları, onu çok sevdiği atların anatomisini çalışmaya yönlendirmiş olmalı. Daha önce de çeşitli kitaplar yayınlanmış olmasına rağmen Stubbs, Leydi Elizabeth Nelthorpe’un kendisine sağladığı mekânda hayat arkadaşı Mary Spenser’ın da yardımları ve desteğiyle bir buçuk yıl boyunca atlar üzerinde diseksiyonlar gerçekleştirmiş, bunları da her aşamasıyla çizerek belgelemiştir. Çeşitli kancalarla sanki at ayaktaymışçasına çalıştığı mekânın tavanına astığı bedenleri (her bir at üstünde altı ila yedi hafta çalışmıştır) her açıdan ve anatominin her aşamasını betimleyerek bugün dahi veterinerler, biyologlar ve sanatçılar tarafından kullanılan bir başvuru kitabı yazmıştır: The Anatomy of the Horse (1766).

Eclipse’in portresi ve iskeleti; Stubbs’ın çeşitli anatomik çizimleri, Mauritshuis. Foto: T.Kazancı, Şubat 2020.

İngiliz kültüründe önemli bir yere sahip olan atlar çağlar boyunca çeşitli şekillerde betimlenmiş olsalar da 17. ve 18. yüzyıllarda özellikle bir statü sembolü olarak görülmüşlerdi. İngiliz asilzadelerce geniş arazilerinde beslenip çoğaltılan atlar arasında kendilerini yarışlarda ve av partilerinde gösterenler, sahiplerine onur ve bol para sağlıyordu. Gururla sergilemek istedikleri başarılı atlarının portresini yapacak sanatçılar arayan soylular, James Seymour, John Wootton gibi isimlerin yanında George Stubbs’a da başvurmuşlardır. Stubbs, hâlihazırda oldukça tanınan Joshua Reynolds aracılığıyla onun asilzade müşterileri arasında isim yapmaya başlamıştı. Stubbs fiziksel özelliklerinin yanı sıra atların karakterlerini öylesine başarılı bir şekilde tuvale yansıtıyordu ki siparişler ardı ardına geliyordu. Rockingham 2. Markisi ve iki kez Büyük Britanya’nın başbakanlığını yapmış olan Charles Watson-Wentworth’un güzeller güzeli atı Whistlejacket‘i daha önce görülmemiş şekilde boş bir arka planın üstünde şaha kalkmış şekilde betimlemiştir (bakınız Resim 1). Portreyi o kadar gerçekçi şekilde yapmıştır ki Whistlejacket’in kendisini aynada görmüşcesine tepki vermiş olduğu rivayet edilir. Böylesi portrelerden bir tanesi de o dönemin alt edilemeyen en hızlı atı Eclipse‘e aitti. Eclipse öylesine özel bir attı ki yarışlardan çekildikten sonra damızlık olarak kullanıldığı on yedi yıl boyunca 930 yavrusu olmuş. Günümüzün safkan atlarının yüzde 95’i de onun soyundan gelmektedir! İnanılmaz, öyle değil mi?!?? Bu at üstünde gerçekleştirilen diseksiyon, kalbinin olağanüstü büyük olduğunu ortaya koymuştur. Günümüz için dahi böylesine önemli olan Eclipse’in iskeleti Londra Hertfordshire Kraliyet Veterinerlik Fakültesi’nde korunmaktadır (bakınız Resimler 2 ve 3).

G.Stubbs- Lord Torrington’un Av Personeli Southill’den Ayrılırken, ykl. 1767, Mount Suart The Bute Collection (Mauritshuis, Foto: T.Kazancı, Şubat 2020).
G. Stubbs- Creswell Crags’te Ancaster Dükü’nün Gri Türk Atı ve Türk At Bakıcısı, ykl. 1763-64, The Trustees of the Grimsthorpe & Drummond Castle Trust Ltd. (Mauritshuis, Foto: T.Kazancı, Şubat 2020)

Kıta Avrupası’na ilk kez geçtiğimiz aylarda gelen Whistlejacket burada Eclipse’in iskeleti, Stubbs’ın yaptığı diğer at portreleri, on adet at anatomisi çizimi, Stubbs’ın yazdığı/ çizdiği The Anantomy of the Horse kitabının bir kopyası ve Ozias Humphry tarafından yapılan bir George Stubbs portresi ile birlikte Mauritshuis‘te sergilenmektedir. Rembrandt’ın baş yapıtlarından birisi olan Dr. Nicolaes Tulp’ün Anatomi Dersi‘nin bulunduğu ve on yıl kadar önce 17. yüzyılın önemli Hollandalı at ressamlarından Philips Wouwerman için retrospektif bir sergi yapılan Mauritshuis’ün George Stubbs’ın yapıtlarını sergiliyor oluşu da bu bağlamda şaşırtıcı değildir. Etkileyici bir şekilde tasarlanan sergi salonunda elbette Whistlejacket’ın portresi ve Eclipse’in iskeleti başroldeler. Eclipse, eski anatomi tiyatrolarını hatırlatan oval/yuvarlak bir alanda sergilenmektedir ve etrafında da Stubbs’ın çizimleri sanki onu izler gibi görünürler. Bu iki güzel atın arasındaki alanlarda ise ressamın çeşitli doğal arka planlar önünde, -zaman zaman bakıcıları ile birlikte- bir ya da birden fazla atın portresi vardır. Benim ilgimi özellikle çeken ise Stubbs’ın muhtemelen kostüm kitaplarından yararlanarak yaptığı Doğu (Türk) kıyafetleri içindeki bakıcı ile inanılmaz güzellikteki gri Türkmen atı oldu. Hollanda’da pek tanınmayan Stubbs ve Whistlejacket’ın Lea van der Vinde küratörlüğündeki bu heyecanlı yolculuğu henüz birinci ayını doldurmadan Covid-19 önlemleri nedeniyle izleyicisinden uzakta kaldı. Birçok meraklısı gibi ben de bu özel sergiyi yeniden görebileceğim günleri iple çekiyorum.
*** *** *** ***
Resim 1: George Stubbs, Whistlejacket, ykl. 1762, London National Gallery (Foto: T. Kazancı, Şubat 2020)
Resim 2: Eclipse’in İskeleti, London/Hertfordshire, Royal Veterinary College ve Ozias Humphry, George Stubbs Portresi için Çalışma, 1777, Trustees of the Rt Hon. Olive, Countess Fitzwilliam’s Chattels Settlement .
Resim 3: Eclipse’in İskeleti, At Anatomisi Çizimleri ve Eclipse’in portresi (ykl.1769, London/Hertfordshire, Royal Veterinary College).

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *