• Tülay'ın Atkısı

    Dalgalar ve Tuğlalar

    Amsterdam’a sıklıkla gitmeme rağmen kentin bazı noktalarını fazla tanımdığımı düşünmüşümdür hep. Genellikle bir müzeye ya da minik bir alışveriş için merkezine gittiğimde işlerimi halledip eve dönerim. Kalabalıklar beni bunaltmaya başladığından beri durum genellikle böyle. Hollanda’da yaşamaya başlamadan önceki ziyaretlerimde sokaklarında kaybolmayı çok severdim halbuki. Son birkaç aydır hepimizin ortak sorunu olan COVID-19 nedeniyle bu yaz buralardan çok da uzaklaşamayacağımı anlayınca daha sık bisikletimle dolaşmaya ve etrafımdaki kentleri daha da iyi tanımaya karar verdim. Böylelikle de dün Amsterdam’ın güney mahallelerinde dolaşırken buldum kendimi. Bu öylesine verilmiş bir karar değildi çünkü asıl amacım yaklaşık yüz yıl önce buralara inşa edilen konutları görmek ve onları ayrıntılarıyla incelemekti. 1901 yılında yürürlüğe giren Konut Yasası…

  • Tülay'ın Atkısı

    Vaha ya da Hofje van Splinter

    Hollanda’nın kuzeybatısında bulunan Alkmaar her zaman severek gittiğim, kurulan peynir pazarından dolayı cuma günleri oldukça turistik hale gelen düzenli, güzel ve tarihi bir kent. Pazarın kurulduğu gün tıklım tıklım dolu trenden inen kalabalıkla birlikte kentin merkezine sürüklendiğinizde bile Amsterdam’ın kalabalığı kadar bunaltmadığını söylemeliyim. Yurt dışından misafirlerimi severek götürdüğüm kadar diğer zamanlarda da Jacob Cornelisz. van Oostsanen’ın etkileyici “Son Yargı” betimlemesinin de bulunduğu on beşinci yüzyıla ait St. Laurens Kilisesi; sağlam koleksiyonuyla ve düzenlediği bir o kadar da iyi geçici sergilerle Alkmaar Stedelijk Museum (Kent Müzesi); peynir pazarının kurulduğu meydanda bulunan Rönesans üslubundaki cephesiyle De Waag (ticari malların tartılıp vergilendirildiği bina) ve dar sokakları, kanalları, ahşap köprüleri, küçük dükkân ve evleriyle…