• Tülay'ın Atkısı

    Gemideki işçiler

    “Çok uzun bir zaman boyunca güzelliklerden yoksun yaşamak zorunda kalan işçi için hiçbir şey gereğinden fazla güzel değildir.” mottosu 1919 yılında mimar Michel de Klerk’in Amsterdam’ın batısında işçilerin yaşayacağı konutları yaparkenki çıkış noktası olmuştu. Geçen yüzyılın başında sosyal konut dernekleri, dönemin önde gelen mimarlarına, gittikçe gelişen ve büyüyen kentin dört bir yanında işçilerin çok daha iyi koşullarda, sanat ve kültürle bir arada yaşayacakları konutlar sipariş etmişlerdi. İyi koşullar ne demekti yirminci yüzyılın başındaki Amsterdam’da? Günümüzde büyük ölçekli bir masal diyarını, kutu kutu dizilmiş yapılardan oluşan bir maket kenti hatırlatan; İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler’in bile bombalamaya gönlünün elvermediği rivayet edilen Amsterdam’da hayat işçiler için nasıldı? Bunun cevabı kolay olmamakla birlikte…