• Tülay'ın Atkısı

    Vita somnium breve*

    Yaşanmışlıklar, geçen yıllar tuvalde ya da kağıt üstünde tıpkı yüzümüzdeki gibi derin çizgiler, izler bırakır. Bundandır ressamların yaşlı insanları ayrı bir dikkat ve özenle seçip ölümsüzleştirmesi. Kırışan deri, çöken avurtlar, alındaki çizgiler ressamlar için birer ifade aracı haline gelir ve bir ömrün sonuna gelip yaşadıklarını yüzünde, ellerinde taşıyanlar da var olmaya devam ederler böylece. Karşılıklı bir alış-veriş gibidir bu; ressamı etkileyen ona ilham veren kişi onun karşılığında sonsuza dek yaşayacaktır. Amsterdam’ın merkezinde Jodenbreestraat’ta bulunan ve günümüzde Rembrandt Evi Müzesi olarak ziyarete açık olan Rembrandthuis son zamanlarda oldukça sessiz. Neredeyse bir yıldır turist kalabalıklarının katlarını doldurmadığı bu görkemli ev, Rembrandt’ın ününün doruğundayken 1639 yılında yaşamaya başladığı, öğrenciler yetiştirdiği ve 1658’deki iflasına…

  • Tülay'ın Atkısı

    Yeniden!

    Herkese oldukça uzun bir aradan sonra yeniden merhaba! Çok zaman oldu, en son blog yazımı ne zaman yazmıştım hatırlamıyorum bile, ama en iyi ihtimalle 3-4 yıl önceydi. Bazı teknik sorunlardan dolayı veda etmem gerektiğinde Tülay’ın Atkısı‘na çok zorlandığımı hatırlıyorum. Sanata ve hayata dair düşüncelerimi, hislerimi paylaştığım, yazıya geçirdiğim bir alan olarak nefes almamı da kolaylaştırıyordu sanki. Sonra her şeye yeniden başlamak da öyle kolay olmadı. Bu blog işleri teknik açıdan çok da yetkin olduğum şeyler değil. Ancak bu sefer işlerin kontrolünü biraz daha kendi elime almak amacıyla bir kursa bile gittim! Daha yolun çok başındayım. Ne web-sitemin/ blogumun logosu, tipografisi, genel görüntüsü henüz istediğim gibi, ne de kafamda “bu şöyle…